YENİ ANAYASA TEKLİFİ VE CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ


%d0%bd%d1%83%d1%80%d1%87%d0%b8%d0%bd2

Nurçin Arslan


Anayasalar, toplumsal mutabakat ve sözleşmelerinin yazılı olan belgeleridir. Ne kadar kapsayıcı Anayasa yaparsanız yapın, uygulanmadıkça iyi bir sonuç doğurmaz. Türkiye Cumhuriyeti de bir hukuk devletidir; yasama, yürütme ve yargı erklerinin denge ve denetimine dayanmaktadır.

Yeni Anayasa teklifi toplumun her kesimini kucaklayan çağdaş bir anayasa olması herkesin temennisi. Her yeni Anayasa teklifinin toplum içinde negatif ve pozitif yansımaları olacaktır. Toplum içinde farklı seslere bakılarak negatif yansımayı pozitife çevirebilmeli ve adil olma niteliğiyle her kesimi gerçek anlamda kucaklayan bir misyona sahip olmalıdır.

Yeni Anayasa teklifi ‘’SİSTEM” değişikliğinden bahsediyor. Detaylarda bir anaysa değişikliği yok; sistem değişikliği söz konusu olduğu için yeni Anayasa çalışması yapılmakta.

Türkiye’nin yeni Anayasa hedefi her zaman mevcuttu. Teklifi ile aydın kesimden yükselen farklı seslerin iyimser bir hava estirdiği göze çarpmaktadır. Bunun nedeni ise demokratik ve sivil anayasa her kesimin isteği, bunun için atılan ilk adımın önemli olması inancı vardır.

Anayasa değişikliği için en az 330 milletvekilinin kabul etmesi halinde zorunlu referanduma gidilmek suretiyle bir anayasa değişikliği yapılabilir. Siyasetten ve hukuken mümkündür. Örneğin 1961 darbe anayasası referandumunda  %62 evet, 1982 darbe anayasasında ise %91 evet oyu almıştır. Bu iki sonuçta gösteriyor ki, referandumlar, gerçek manada milli iradeyi yansıtmamaktadır. Referandumlarda insanlar tercihlerini içeriğe göre değil, daha çok taraflara bakarak yapmaktadırlar. Türkiye’de yapılan referandumlar halkın bir şekilde manipüle edilmesiyle sonuçlanmıştır

Yeni Anayasa Teklifi

Siyasi açıdan Yeni Anayasa teklifi çoğulculuk anayasasıdır. Ak Parti ve MHP’nin temsil ettiği parlamento çoğunluğunun da destek vereceği tahmin edilen bir anayasa olacağı görülmekte. Bu süreç diğer anayasa değişikliği sürecinden hayli faklıdır. Yeni Anayasa teklifinin  mevcut anayasanın içeriğine hiç girmediği ve toplumun %45’inin parlamento üyeleri ve onların temsil ettiği toplum kitlelerini bu anayasa yapım süreci dışında kalan, Yeni Anayasa teklifi süreci olduğu görülmektedir. Bu siyasi açıdan sakıncalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti daha önce de önemli Anayasa değişiklikleri yaptı; 2001, 2004, 2007, 2010’daki komisyonların çalışmaları sonucunda varılan mutabakat ile Anayasa değişiklikleri daha katılımcı ve daha kapsayıcı değişiklikler yapıldı. Şimdi ise iki siyasi partinin mutabakatı sonucu, referandum sonrası herhangi nihai sonuca varılacak bir anayasa değişikliği görülüyor.

Teklif; yasama ve yürütme ilişkilerine ilişkin Parlamenter sistem mi, Yarı Başkanlık mı, Başkanlık mı yoksa Cumhurbaşkanlığı sistemi mi? Önerilen model “Başkanlık modeli”ne uyan bir değişiklik. Bunların gerçekleşebilmesi için ciddi bir mutabakat sürecinin yaşanması gerekirdi. Anlaşma sağlanamadığı için komisyon dağılmak zorunda kaldı

Bu teklif değişikliğinin altında temel toplumsal sorunlar yatmaktadır. Yeni Anayasa ile sorunların hemen çözüleceği anlamı taşımaz ve anayasanın yazılı olması da bir şey değiştirmez. Yazılı olan anayasa hayata geçirildiğinde anlam kazanacaktır. Ancak bu sorunları istikrar sağlama düşüncesiyle Cumhurbaşkanlığı makamına güçlü yetki verilerek hangi sorunların çözeceğini bilmek mümkün olmayacaktır.

Görevdeki Cumhurbaşkanı’nın kişiliğiyle bu tartışmaların hiçbir ilgisi yoktur. Türkiye’de sistem tartışmaları kişiler üzerinden yapılması gibi yanlış bir yanılgı var. Bu nedenle konu tam anlamıyla anlaşılmıyor. Yeni Anayasa teklifi sistem değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı makamına güçlü yetkiler veriliyor. Bu yetkileri denetleyen makamların da olmadığı, tamamen denetimsiz bir alan açıldığı görülmekte. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisi içinde yasama yetkisini de devralıyor. Yeni Anayasa teklifiyle KHK’nın yerini ‘’Cumhurbaşkanı Kararnamesi’’ olarak değişiyor. Cumhurbaşkanı, yürütme görevini gerekli gördüğü konularda ‘’Cumhurbaşkanı Kararnamesi” ile değiştirebilecek.

Mevcut anayasanın 7. maddesine göre yasa yapma yetkisi TBMM’dedir, devredilemez. Yeni Anayasa teklifinde ise Cumhurbaşkanı kararname çıkardığında denetleyici merci olmadığından acaba yasama yetkisinin yürütme organına devretme anlamıyla kanun hükmü olur mu? Endişesi haklı bir endişedir. Eğer öyle olursa o zaman yasama yetkisi devredilemez hükmü ortadan kalkar ve yürütme kanun yapar pozisyonuna geçmiş olur.

TBMM’nin görevi yasama yetkisidir, kanun yapacak tek mercidir. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, TBMM’nin düzenlemiş olduğu kanunlarda düzenleme yapmış ise o konuda Cumhurbaşkanı Kararname çıkaramayacak. Yeni Anayasa teklifine göre kanunlarla düzenlenmemiş alanlar var ise Cumhurbaşkanı Kararname çıkarabilecek. Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri meclis onayına tabi değil ama TBMM isterse bu konuda kanun yaparak, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini geçersiz hale getirebilecek. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kanunlar ters düşerse kanunlar esas alınacak.

TBMM ve Yargı’ya ‘’Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini’’ denetleme yetkisi verilmiyor. Bir tek 5 yılda bir seçim yapılması kalıyor. Cumhurbaşkanı Kararnameler ile çok fazla yetkiye sahip oluyor.

1- Cumhurbaşkanı Kararnamesi hiçbir denetime tabi olmadan düzenleyici iş yapabilme yetkisine sahip. (KHK çıkarabilir)


2- Bakanlıklar, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulur ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi lağvetme yetkisi vardır.

3- Cumhurbaşkanı halk tarafından doğrudan seçilebilecek ve 5. yılın sonunda tekrar aday olabilecek.

4- Yeni anayasa teklifinde Cumhurbaşkanı, TBMM’yi feshetme yetkisi ve seçimlerin yenilenmesine karar verme yetkisi verilmiştir.  Cumhurbaşkanı ne zaman isterse TBMM’yi feshedebilir, seçimlerin yenilenmesini isteyebilir. Eğer Cumhurbaşkanı böyle bir karar verirse TBMM ile birlikte kendisi de seçime gider, karşılıklı feshedebilme söz konusudur.

5- Yargıdaki düzenlemeler ile HSYK sayısını 22’den 12’ye indiriyor. Bunun yarısını Cumhurbaşkanı atıyor yarısını da TBMM atıyor. 2010’daki Anayasa değişikliğindeki en önemli itiraz Yargıçların kendileriyle ilgili karar verecek bir kurulda söz sahibi olmadıklarıydı.

6- Eski HSYK’dan farklı olarak TBMM, 6 HSYK üyesini seçebilecek

7- Cumhurbaşkanlığı seçimi ve milletvekili seçimleri aynı gün yapılacak.

8- Cumhurbaşkanı, aynı zamanda bir siyasi parti başkanı olabilecek. Meclis çoğunluğunu da Cumhurbaşkanı elde etmiş olacak.

9- Cumhurbaşkanı’nın sorumluluğunu düzenleyecek, denetleyecek hiçbir mercii yok. Sadece Cumhurbaşkanın cezai sorumluluğu düzenleniyor.


Sonuçta, demokratik hukuk devletlerinde bu tür sistemler mevcut. Ancak Yeni Anayasa teklifinde bu özelliklere sahip hiçbir Başkanlık sistemi örneği yok. Bu tamamen Türkiye’ye özgü bir yeni sistem.


                                                                                                 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s